Selahattin Koşar

SELAHATTİN KOŞAR


1954 yılında Erciş’te doğdu. 1961 yılında Erciş Atatürk İlkokulu’na kayıt oldu. 1964 yılında İlkokul 4. sınıfta iken babasını kaybetti. 1966 yılında Alpaslan İlk öğretmen okulu sınavlarına girdi. Kazanınca bu okula devam etti. 1971-1972 öğretim yılında bu okuldan mezun oldu. Babasını kaybettiği günü hiç unutmadı. Yıllar sonra “ Benim Babam ” şiirini yazdı. Şiirin hikâyesini aşağıdaki cümlelerle dile getirmişti. 

“Babam 1964 yılında vefat etti. Ben o yıl ilkokul 4.sınıfta idim. O günü hiç unutamam. İnsanlar evimizin önüne toplanmış bekliyorlardı. Ben ise olanlardan habersiz meraklı bir şekilde sağa sola bakınıyordum. Sonra bana babamın öldüğü söylendi. Çok etkilenmiştim. Saatlerce hıçkıra hıçkıra ağladım. Daha sonra 1972 yılında öğretmen oldum. Babam çok sıkıntılar çekmişti. Bu nedenle babamın öğretmen olduğum günü görmesini çok isterdim. Ama olmadı. Zaman zaman benden babamı sordular. Ben yeri geldikçe kısa kısa anlattım. Yıllar sonra yalnızlığı ve babasızlığı derinden hissettiğim bir gün Benim Babam şiirini yazdım."(*) 

Selahattin KOŞAR 31.07.1972 tarihinde Mardin ili Mazıdağı İlçesi Şanlı Köyü’nde öğretmen olarak göreve başladı. İlk görev yeri olan Şanlı Köyü’ndeki görevine iki öğretim yılı devam etti. Daha sonra Erciş Akçayuva köyü, Hacıkaş köyü ve Yukarı ışıklı köyü’nde görev yaptı. 1982 yılında Erciş Kazım Karabekir İlkokulu’na atandı. 1984 yılında Kazım Karabekir İlkokulu Müdür Yardımcısı, 1990 yılında Öğretmen evi Müdür Yardımcısı, 2004 yılında Bayazit İlköğretim okulu Müdür yardımsı oldu. Bu görevde iken 2008 Yılında emekli olan Selahattin KOŞAR evli ve 3 çocuk babasıdır. 

Kitap okuma sevgisi ilkokul yıllarında başladı. Bu sevgi öğretmen okulunda da devam etti. Her fırsatta kitap okudu. Bu arada yazı yazmaya başladı. Yazdığı şiirler sınıf arkadaşları ve öğretmenleri tarafından beğenilince "Geldim" ve "Türkiyem" adlı şiirlerini ulusal iki gazeteye gönderdi. 1969 yılında bu iki şiirin yayınlanması onun basınla ilk tanışması oldu. 

Öğretmen okulunda iken kendi imkânlarıyla Erciş tarihini, folklörünü, Ercişli Emrah’ın hayatını ve şiirlerini araştırmaya başladı. Doğduğu ve büyüdüğü ilçeye vefa borcu olduğunu düşünüyordu. Bir gün Erciş’i her yönüyle anlatan bir kitapla borcunu ödeyeceğine inanarak bilgi ve döküman topladı. Bu arada okulda "Yeşilay Haftası" nedeni ile açılan şiir yarışmasına katıldı ve"Yeşilay" adlı şiiri ile birinci oldu. "Dağlı ozan" mahlaslı birçok şiir yazdı. 

Mesleğinin on yılı köylerde geçti. 1982 yılında Kazım Karabekir İlkokulu’na atandığı zaman, düşüncelerinin bir kısmını gerçekleştirme fırsatı buldu. Tamamıyla kendi derlemelerinden oluşan ve Erciş’i çeşitli yönleriyle anlatan bülten çıkarttı. 1 Nisan 1982 tarihinde Erciş’te yayın hayatına başlayan Bir Nisan Gazetesi ’in de “İlçemiz Erciş’i Tanıyalım" adlı incelemesini ve Ercişli Emrah ’ın 85 adet şiirini yayınladı. Bir çok insanın toplayarak dosyaladığı bu tefrikayla büyük ilgi görürken, aynı zamanda ilçeye de çok güzel şiirler kazandırdı. 1982 yılından itibaren Erciş’in Kurtuluş günü olan 1 Nisan’da, yazmış olduğu şiirler okunmaya başlandı. 

Erciş Bir Nisan Gazetesi ‘nde Van Valiliğince yayınlanan Dünyada Van Dergisi’nde, Erciş Gazetesi’ nde İstanbul’da yayınlanan Medeniyetler Diyarı Van Dergisi’nde, Erciş Belediye Başkanlığınca yayınlanan Bir Sevdadır Erciş dergisinde, ercisliler.net web sitesinde, ercisgazetesi.com web sitesinde daha bir çok dergi, gazete ve web sitelerinde yazı, şiir ve derlemeleri yayınlandı. Ocak 1988 den itibaren yayın kurulu üyesi olduğu Erciş Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği adına yayınlanan "Her Yönüyle Erciş" adlı gazetede çıkan haberleri, imzasız yayınlanan ve Erciş’te unutulmayanların hayatlarından kesitler verilen"Hoş Sada "yı Erciş’in tarihini folklor değerlerini konu alan yazılarının çıktığı ve kendi imzası ile yayınlanan "Dünden Bugüne Erciş" adlı köşeyi hazırladı. Yaptığı bu çalışmalarından dolayı Erciş Kaymakamlığınca 30,12,1999 tarihinde taktirname ile ödüllendirildi. 

Erciş’le ilgili araştırma yapanlara tez hazırlayanlara ve kendisinden bu konularda bilgi isteyenlere her ortamda yardımcı olmaya çalıştı. 

İlk kitabı olan “Ercişli Şairler ve Şiirlerde Erciş” 2000 yılında yayınlandı. İkinci kitabı “Dünden Bugüne Erciş” ise Ocak 2008 de yayınlandı. 

Yayınlamayı düşündüğü 5 kitabı bulunmaktadır. 

1- Dünden bugüne Erciş (2.baskısı) 
2- Ercişli Şairler ve Şiirlerde Erciş II 
3- Tarihi Belde Çelebibağı 
4- Erciş’ten Esintiler 
5- Erciş’te Bir Hoş Sada 

Selahattin Koşar, "Dünden bugüne Erciş" adlı kitabını kaleme alırken Erciş’in kurtuluş tarihini yazıp yazmamakta çok düşünmüştür. Çünkü Erciş’in kurtuluş tarihi 1 Nisan olarak bilinmekte ve Kurtuluş Bayramı 1 Nisan’da kutlanmaktadır. Oysa Selahattin Koşar’a göre Erciş’in kurtuluşu 3 Nisandır ve kitabında da 3 Nisan olarak yazar. 
VI. Uluslararası Van Gölü Havzası Sempozyumunda konuşmacı Dr. Mustafa SARI "Milli Mücadelede Van Valisi Haydar (Vaner) Bey ve Faaliyetleri” adlı bildirisini sunarken, Van ve ilçelerinin kurtuluş tarihi ile ilgili detaylı bilgi vermiş. Bu arada ” Kaymakam Beyin takdirlerine sunuyorum, Erciş’in kurtuluş tarihi 1 Nisan değil, 3 Nisan’dır. Selahattin Hocam da bunu böyle belirtmiştir.” diyerek teyit etmiştir. (**)

Aslında VI. Uluslararası Van Gölü Havzası Sempozyumu Selahattin Koşar için hem bir sürpriz hem de manevi olarak bir dönüm noktası olmuştur. Sempozyuma dinleyici olarak katılmış, kürsüye çıkan her akademisyen "Dünden bugüne Erciş" adlı eserden söz etmiş, kitaptaki bilgilerin önemini vurgulamış ve Sempozyum süresince akademisyenlerle birlikte olmuştur.

Araştırmacı - Yazar İsmet ALPASLAN ” Erciş Hakkında Yazılmış Kitaplar” adlı bildirisini slayt gösterisi eşliğinde sunarken “Bu kitaba kefilim diyerek.” büyük bir jest yapmıştır. (**)

Erol ÇELİK



BENİM BABAM 

Küçüktüm, büyüdüm geldim bugüne,
İçtiğim çorbanın tuzu babamın. 
Sönmedi ocağı tüttü her zaman,
Yanan bu ocağın közü babamın. 

Uzunca boyluydu elaydı gözü,
Çok sert görünse de gülerdi yüzü, 
Haksızlık oldu mu bitmezdi sözü, 
Haksıza hançerdi sözü babamın. 

Gömleğin üstüne yelek giyerdi, 
Beyaz kuşağını bele sarardı, 
Hor görmez üç öğün yemek verirdi, 
Her zaman tok idi gözü babamın. 

Durmadı, çalıştı ölene kadar,
Hep faydalı oldu vermedi zarar, 
Allah’tan başkası olmaz bir karar, 
Bazen kışa döndü yazı babamın. 

Ayrıldı bir müddet gurbete gitti, 
Bir çeyrek ömürü burada bitti, 
Amel tarlasına hep hayır ekti, 
Hep iyi anılır özü babamın. 

Sanatından başka yapmadı servet, 
Bu yüzden kimseye etmedi minnet, 
Yalnız o yâr ile etti muhabbet, 
Her zaman gülerdi yüzü babamın. 

Recep usta idi babamın adı, 
İyilik etmekti bütün muradı, 
Ölünce kalmadı ağzımın tadı, 
Silinmez gönlümden izi babamın. 

 

 

(Alıntıdır)

sehirercis.com Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013